ENGÜZEK YAZI DİZİSİ - 1
HAZIRLAYAN: BÜLENT KUTLUTÜRK

 

 

Malatya’nın en zor ulaşılan köyü Engüzek (Ağılbaşı), devletin hizmet için değil, baskı için uğradığı köylerden biri. Kendilerini “sosyalist” olarak nitelendiren köylülerin ilginç gelenekleri var. Bunlardan en dikkat çekici olan ise ölenlerin tabutla toprağa verilmesi…

Mesafe olarak Malatya merkeze uzaklığı yüz kilometre dahi değilken, ulaşımı en zor olan beldelerden biridir, Engüzek. Resmi adı Ağılbaşı. Yatırım yüzü görmemiş olan kasabanın yolları da çukurlarla ve tehlikeli virajlarla dolu. Özel araçla iki saati aşkın bir süre, baş döndürücü bir yolculuğun ardından kasabaya varıyoruz.

 

Darende’nin rakım olarak en yüksek bölgelerinden geçerek, yolu dahi olmayan köyleri görüyoruz, uzaktan. İşte o köylerden biri de Uzunhasan. Elli civarında kişinin yaşadığı, cep telefonlarının çekmediği, su sorunu olan, bin sekizyüz rakıma sahip bir köy. İnsanları sıcak ve samimi, ama dertleri çok fazla. Evine gittiğimiz köy muhtarı Yusuf Yıldırım, siyasi partilere ve devlet kurumlarına sitem ediyor. “Bizi gören yok” diyor. Muhtarın evinden ayrılıyoruz. Dışarıda 70 yaşlarında bir kadın, odun kırıyor. Akşamları sobalar yakılıyor belli ki.

 

 

Engüzek’e dağlık bölgeden iniyoruz. İlk bakışta çatıları sacdan yapılmış tek katlı evler
dikkat çekiyor. “Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür” dizeleri geliyor aklıma. İlk kez gördüğüm Engüzek, sonbahar yalnızlığına bürünmüş. Sokaklarda birkaç yaşlı insan var sadece. Öğreniyoruz ki bu mevsimde kasaba boşalıyormuş zaten. Harabe halindeki ilköğretim okulu kapalı. Zamanında büyük paralar harcanarak yapılan derslikler ve ek binalar kaderine terk edilmiş. Koca kasabada okula giden üç öğrenci var, onlar da Esenbey kasabasına taşınıyor her gün.

Oldukça eski olan ve fiziki durumu pek de iç açıcı görünmeyen belediye binası, başkana göre kendilerine yetiyor. 1990 yılında temeli atılan belediyenin yeni hizmet binası ise halen bitmemiş, öylece duruyor yan tarafta.

Engüzek, sadece Malatya’nın değil, Türkiye’nin de en ilginç kasabalarından birisi. Gelenekleri, görenekleri, eğitime bakış açıları, siyasi tavırları, toplumsal dayanışma kültürleri ile özel olarak incelenmesi gereken bir kasaba ile karşılaşıyorum.

TABUTLA TOPRAĞA VERİLİYORLAR

Kürt ve Alevi inancına sahip olan Engüzeklilerin en ilginç özelliklerinden birisi ölünce tabutla gömülüyor olmaları. Daha önce duymuştum, ancak yine de doğrulatmak istedim. Kasabadaki herkes doğruladı, evet burada insanlar öldüklerinde tabutla gömülüyorlar. Hatta ayrıntısı da var. Kadınlar öldüklerinde, iç çamaşırı ve uzun çoraplar giydirilerek, üst kısımlarına da dikişsiz bir bez bağlandıktan sonra kefene sarılıyor ve tabuta yerleştirilerek toprağa veriliyor. Erkekler ise çıplak şekilde kefene sarılarak tabuta yerleştiriliyor ve öyle gömülüyor. Tabuta mutlaka döşek de seriliyor. Engüzeklilerde tek kefen geleneği de yok. Seven ve kefen alan herkesin kefeni üst üste sarılıyor ve ölen kişi öyle defnediliyor. Bunun, önemli bir gelenek olduğunu söylüyor köylüler. Kimler vefat eden kişiye değer verip ona bir kefen aldıysa, kefenlerin hepsinin cenazeye sarıldığını belirtiyor ve bunun bir sevgi ve dayanışma göstergesi olduğunu anlatıyorlar.

ENGÜZEK’TE EĞİTİMİN ÖNEMİ

Engüzek’te eğitime büyük önem veriliyor. Okumayan ve meslek sahibi olmayan neredeyse yok gibi. Türkiye’nin ilk felsefe profesörlerinden olan Takiyettin Mengüşoğlu da Engüzekli. Ne yazık ki Malatyalılar pek bilmiyor ve tanımıyorlar O’nu. Ancak Mengüşoğlu’nun kitapları halen felsefe bölümlerinde okutuluyor, öğretileri günümüz felsefecilerine yol gösteriyor. Belediye Başkanı Cengizhan Kılınç’ın düzenlemek istediği festivalin önemli konularından biri Takiyettin Mengüşoğlu olacak. Başkan Kılınç, Mengüşoğlu için panel ya da konferans düzenlemek istediğini, Malatya’nın bu önemli değerinin yeni kuşaklara da anlatılması gerektiğini düşünüyor.

“ENGÜZEKLİLER SOSYALİSTTİR”

“Ağılbaşılılar sosyalisttir” cümlesi Belediye Başkanı Cengizhan Kılınç’a ait. Tanıdığım, tanıştığım ve hakkında bilgi sahibi olduğum kasabalıların büyük kısmının sosyalist dünya görüşüne sahip olduklarını ben de farkettim. Eskiden beri böyleymiş. Görüşleri nedeniyle 1980 öncesinde ve darbe döneminde devletin büyük baskılarına maruz kalmışlar.

Ama kendilerini kasabanın dar sınırlarına hapsetmeden Türkiye ve dünyanın sorunlarıyla ilgilenen, emeğin ne demek olduğunu iyi bilen, ezilenden yana, adil ve hakça bir düzen özlemi taşıyan ve bunu siyasal tercihlerine açıkça yansıtan Engüzekliler, son referandumda da yüzde yüze yakın bir oranda “Hayır” oyu verdiler. Üstelik AKP’nin rüşvet teklifini kabul etmeden, inandıkları değerleri savundular. Bir parantez açarak bu rüşvet teklifinden bahsetmek durumundayım. İl Genel Meclisi’nin AKP’li bir üyesinin “Ağılbaşı’nın yolunu yapma karşılığında referandumda evet oyu istediğini” belediye başkanı söyledi, tüm kasaba da duymuş bu rüşvet teklifini. Ama Engüzek, siyasi duruşundan taviz vermemiş.

“HASİP VE NASİP” DÖNEMİ BİTTİ

Kasabanın ilginç özelliklerinden biri de, belediye olduğundan beri beldenin belediye başkanlığının iki kişi arasında, sıraya konmuş gibi el değiştirmesiydi. Belediyenin kurucu başkanı Süleyman Yıldırım ile Ali Rıza Karaca’nın adeta sırayla belediye başkanı olduğu kasabada, bu gelenek son yerel seçimlerde bozuldu. Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)’nin genç adayı Cengizhan Kılınç, bu adaylar arasından sıyrılarak 2009 yılında belediye başkanı seçildi. Kılınç, seçilmesinin ardından kasabada “kabilecilik” adı verilen çekişmeyi de sona erdirdiğini düşünüyor. Daha önceki seçimlerde “kabilecilik”in etkili unsur olduğunu düşünen Kılınç, kasabadaki herkese eşit mesafede olan, ilkeli ve hizmeti esas alan bir belediyecilik anlayışı yerleştirdiğini söylüyor.

ENGÜZEĞİN TARİHİ

Ağılbaşı, Malatya’nın Darende ilçesine bağlı bir kasabadır. Eski adı Kürtçe Engüzek’tir. Ağılbaşı halkı tahminen 1500’lü yıllarda Elazığ Baskil yöresinde Kale köy civarında o dönemde Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki savaşta Şah İsmail’den yana durmuş ve Şah İsmail yenilince Yavuz Sultan Selim tarafından yerlerinden sürülmüş ve üç kola ayrılmışlardır. Bir kolu Elbistan Yöresi’ne, bir kolu Hekimhan Yöresi’ne ve bir kolu da Ağılbaşı’nın doğusundaki Domuz dağı sırtlarına yerleşmişlerdir. Daha sonra Ağılbaşı’nda yerleşik olan Palankalılar (Ilıcalılar) bir olay (Osmanlı vergi memurunun öldürülmesi) sonucu köyden göç etmek zorunda kalınca Hacı Süleyman çocukları (Hacı, Molla Yusuf, Korto, Nado, Kel Mamo, Camo, Kurdo) ile Engüzek köyüne yerleşmişlerdir. Hacı Süleyman ve çocukları burada otoriter güç olup köyü kendi hakimiyetlerine geçirmişlerdir. Daha sonra köye Tatarlar ve Şüştüler yerleşmişlerdir.
Coğrafya: Ağılbaşı, Tohma nehri kıyısına yakındır. Oldukça dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Kayısı bahçeleri dışında ağaçlık alanları çok azdır.

Kültür: Kışın kasaba nisbeten boşalır. Kasabada eğitime verilen önemin büyüklüğünden dolayı aileler çocuklarını Malatya’nın merkezindeki okullara gönderir. Türkiye’nin ilk felsefe profesörlerinden Takiyettin Mengüşoğlu bu kasabada yetişmiştir.

Ekonomi: Kayısı bahçeleri başlıca geçim kaynağıdır.