A.YAZAR HALİL YAZGAN
İLE RÖPÖRTAJ -2

( AĞILBAŞI ÜZERİNE SOHBET )

ADMİN: Köyümüzde Gözlemlemiş Olduğum Kadarıyla Küçük Çaplıda Olsa Birbirini Çakememezlik, Arkadan Konuşlar Ve Zaman Zaman Küçük Husumetler Görülmekde.
Bu Durum Daha Önceden de Var Mıydı Yoksa  Yeni Dönemde Baş Gösteren Bir Durum Mudur Sizin Bakış Açınıza Göre ?


A. YAZAR H. YAZGAN:
Burada Bir Örnek Vermek İstiyorum,
Bir Muhsin Şavata Vardı, Derdiki – Kürtlere Göre  Hırsızlık Helaldır, Namussuzluk Haramdır - .
Köyümüzünde Belirtmiş Olduğun Durum Bu Günün Bir Sorunu  Değil. Bu Eskilerden Bu Güne Gelen Bir Yapı Bir Kültür Anlayışı.
Örneğin Bu Gün Ağılbaşı Kasabasının En Kötü Davranışlarından Bir Kayısı Kırma Olayıdır Ve Geçmişimize Baktığımızda Aslında Bizim Bu Olaya Pekde Yabancı Olmadığımız Görülüyor.

Şimdiki Gençler Bilmez Belki Ama Geçmişte de Ev Yakarlardı, Harman Yakarlardı, Daha Sonradan İse Köyün Ana Gelir Kaynağı Haşhaş Olmaya Başladı Ve Bu Seferde Haşhaş Kırmaya Başladılar Ve Son Olarak da Yine Haşhaş dan Sonra Kayısı Dikilmeye Ve Köyün Yine Ana Gelir kaynağı Kayısı Olmaya Başladığında İse Kayısı Kırmaya Başladılar…
Bu Durum Halkın Birbirlerini Çekememezliğinden Ve Aşırı Kıskançlıkğından Kaynaklanmaktadır.Yani Şöyle Derlerya – Kimsenin Dumanı Benim Dumanımı Geçmesin – İşte Öyle Bir şey....


Yalnız Şöyle de Bir Durum Var, Bu Yer Yer Engüzeklilere Çok da Güzel Şeyler Kazandırmıştır.İnsanlarını Tutumlu Olmasına, Okuma Oranının Yüksek Olmasına da Bu Çekememezliğin Sonucunda Ortaya Çıkmış Olan Güzel Şeylerdir.
Yine Örnek Vermek Gerekirse;

 Bir Ailenin Çocuğu Okuyup Eğitim Fakültesini Kazandığında Ve Diğer Bir Ailenin Çocuğu Tıp Fakültesini Kazandığında, Çocuğu Eğitim Fakültesini Kazanmış Olan Ailede 4-5 Yılda Olsa Çocuğu nu Dersane ye Yollar,  Taki Oda Tıp Fakültesini Kazananakadar.
Bu Durumda Kıskançlıktan Kaynaklanmaktadır.
Ama Ağılbaşı Kasabası Anadolu'nun Bütün Köylerine Göre de Artısı Bol Olan Bir Kasabadır.
Eşi Ölen Bir Kadın Asla Yabancılara Muhtaç Ettirilmez, Art niyetli Bakılmaz , Halkı Kendi Kaynaklarıyla Yardımlaşarak Kadına Ve Çocuklarına Sahip Çıkarlar Ve Onları Büyütürler. 

Köyün Fakirlerine Eşit Seviyede Davranılır Ve Aynı Şekilde Yardımlaşma İle Destek Verilir.Benimde Sık Sık Karşılaştığım Bir Durum Vardı, Köyde Sıklıkla Tarhana Çorbası Pişirilirdi Ve Bu Çorbadan Her Seferinde Fakir Olan Komşusuna da Gönderilirdi.

Ve Yine Başka Bir Güzel Tarafları İse Aile Yapıları Sağlam Temeller Üzerine Oturtulmuştur.
Çevre Köyleri Dahil Genel Olarak Bakıldığında Boşanma Oranları, Altını Çizerek Belirtmek İstiyorum En Az Yüzde 15 İken, Ağılbaşı Kasabasında Benim Dedemden Bu Güne Kadar Boşanma Oranlarına Baktığımda 5 Kişiyi Geçmediğini Görüyorum.Bu Övünülecek Bir Durumdur.
Fakat Son Yıllarda Bu Biraz Değişmiştir.Gençlerde Boşanmaların Biraz Daha Arttığını Gözlemlemekteyim.
Evliliklerin Çoğu Görücü Usulü İle Olurdu, Fakat Zaten O Zamanki Gençlerin Çoğu  Aynı Köyden Olduğu İçin Birbirlerini Tanırlardı Zaten Ve Görücü Usulü de Olsa,Severek Evlenirlerdi.

Yine Başka Bir Şey, Engüzek liler Yarınını Düşünen Bir Toplumdur.İnanın Bu Gün Kıtlık Olsa Herkes Açlıktan Ölse Engüzek liler Tabiri Caiz İse Kiri İle 5 Sene Yaşar.Bu Durum Başka Toplumlarda Pek Görülmeyen Bir Durumdur.
Öyle Toplumlar Biliyorum ki Ben, Akşam Aldığı 10 Lira Sabaha Kalmaz, Akşamdan O 10 Lirayı Bitirir Sabaha Ekmek Alacak Paraları Yoktur.Böyle Toplumları Ben Bizzat Gördüm Ve Biliyorum.
Ama Engüzek liler İse Akşam Aldığı 10 Lirayı Sabaha Kadar 11 Lira Yapmaya Çalışır.Buda Yani Yarınını Düşünmek de Güzel Bir şey Tabi.

Bir Diğer Şey, Engüzeğin Gençleri Ve Çocukları Büyüklerine Karşı Saygıda Kusur Etmezler, Saygılılardır.Aynı Şekilde Yaşlıları da Gençlere Ve Çocuklara Karşı Sevgi Gösterirler.   

Yine Çok Güzel Bir Bayram Geleneğimiz Vardır. Sabah Kalkan Çocuklar Önce Kendi Aile Büyüklerinin Ellerini Öper Ve Sonra Komşu Büyüklerinin Yanına Gidip Ellerini Öperler Ve Hayır Duasını Alırlar. Bayramlarda Herkes  Yine Kendi Gücüne Göre  Lokma Yapar, Kurban Keser, İçli Kömbe Yapar, Köfte Yapar Yani Dediğim Gibi Her biri Kendine Göre Bir Lokma Yapar Ve En Az 15 -20 Eve Bu Lokmasını Dağıtır.
Yani Bayramları Tambir Bayram Havasında Kutlanır.
Buda Güzel Bir Şey Tabiki.

Okuma Alışkanlıklarına Göz Atacak Olursak;
Cumhuriyet Kurulmadan Önce Ağılbaşı Kasabasında Çok Fazla Bir Okuma Oranı Yoktu.Ancak Köy Ağalarından da Olan Zazonun Ve Daha Sonra Oğlu Yusufhan Inda Eğitim Gördüğü Ve Okuma Yazmayı Bildiği Söylenmektedir.
Yusufhan Sonra Kendi Çocuklarına Paralı Bir Öğretmen Tumuştur Ve Köylülerde Tabi Gücü Yeten Aileler Kendi Çocuklarını Bu Öğretmene Okutmaya Çalışmışlardır.
Bu Öğretmene 1 Yıllık Hizmeti Karşılığında 1 Altın Verilirdi.
Yapmış Olduğum Araştırmaya Göre, 1943 Yıllarında Kız Ve Erkek Okuma Oranı Yaklaşık Olarak Aynıydı, Fakat Bu Durum 1960 Larda Çok Değişti. Okuma Oranı Çok Fazla Artmasına Rağmen O Zaman Köyde Okuyan Kız Sayısı Sadece 3 dür. Ve Daha Sonra İse Okuyan Kız Yoktu.
Ama Şu Anda Bakıldığında Gerçektende Gurur Verici Bir Tablo İle Karşılaşılmakta.Benim 4 Yıl Önce Yaptığım Araştırma Sonucunda Kasabamızın 87 Tane Doktorunun Olduğunu Gördüm.Şu Anda İse 100 Ün Çok Daha Üzerindedir Ve Üniversite Mezunu Sayısına Bakıldığında Bu Gün 1000 İ Geçmiştir.
Gerçektende Bi Kasaba İçin Onur Verici Bir Durum Değilmi Bu.

Birazda Takidettin Mengüşoğlu hakkında Bilgi Vermek İstiyorum.
Mengüşoğlu Malatya da Liseyi Bitirdiğinde Kendisinden Önce Liseyi Malatya da Bitiren Öğrenci Sayısı 5 Kişiydi.
Kendisinin Anlattığına Göre O Günün Koşullarında At Ve Eşek Sırtında Kabamızdan 3 Günde Sivaslara Kadar Gidip 3 Günde Gelir Ve Böylelikle Liseyi Bitirmiştir.Buda Bence Taktir Edilmesi Gerekilen Bir Durumdur.
Takiyettin Mengüşoğlu nu Felsefeye Yönlendiren Emzetdin Cem Güney Olmuştur.Lisede Onun Öğrencisiydi Ve Onunla Birlikte Felsefe Ağırlıklı Bir Dergi Çıkarmıştır O Zaman Ve Burada Felsefeden Etkilenir.
Sonra Devlet Tarafından Yurt Dışına Okumak İçin Açılan Sınavlarda 1. Olmuş Ve Dışarıda Okumaya Hak Kazanmıştır.
Daha Sonraki Eğitimi Hakkında Genel Olarak Yazılar Yazmıştım Bu Sizin Sitenizdede Bulunmaktadır. Merak Edenler Buradan Takidettin Mengüş Oğlunun Hayatına Bakabilirler.
Ben Burada Yeri Gelmişken Başka Bir Konuya Daha Dikkatinizi Çekmek İstiyorum.Kasabamız İçin Yine Takiyettin Mengüş Oğlunun Kardeşi Olan Cemal Mengüş Oğlunun da Sayısız Güzellikleri Ve Faydası Dokunmuştur.
Cemal Mengüşoğlu Yumuşak Mizaçlı Ve Kendini Yetiştirmiş Olan Bir İnsandır.
Burada Yine Bir Örnek Vermek İstiyorum, Kasabamızda Sağlık Ocağı Ve Sağlık Memuru Yok İken,Kasabamıza Nerede İse Bir Doktor Kadar Hizmet de Bulunmuş Olan Değerli Bir İnsandır.
Ben Şöyle Durumlara Çok Rastladım, Köylü Doktora Gider Ve Doktordan İlaç Alıp Kullanırdı. Bu İlaçların Bir Faydasını Görmediğinde İse Cemal mengüşoğlunun Yanına Gidip Sıkıntısını Belirtir Ve Ayrı Bir İlaç Alıp Bu İlacı Kullanırlardı.
Yani İnsanların Cemal mengüşoğluna Olan Güveni Doktorlarınkinden Fazla İdi.
Yine Hukuk Alanında Kendisini Son Derece Geliştirmiş Olan Bir İnsandı Ve Bir Avukatın Bilgisine Sahipti.
Köylünün Yine Bir Problemi Olduğunda Dilekçesini Yazar, Savunmasını Öğretir Ve Köylü Savunmasına Mahkemede Bu Doğrultuda Yapardı.
Aynı Zamanda O Dönemde Köyün Katibiydi,Az Çok  Bütün İşlemlerini Yürütürdü.
Bu Bilgisini Merak Edip Kendisine Sorduğumda,O Zaman  Kendi Avukatım Yanımda Adında Bir Kitap Vardı Ve Ben Bu Kitabı Tamamen Okudum Ve Ezberledim Demişti.
Yine Doktorluk Bilgilerini Almış Olduğu Tıp Kitaplarından Öğrendiğini Belirtmiştir.
Tüm Bunlara Bakıldığında Cemal Mengüşoğlunun da Engüzek Halkı İçin Yerinin Doldurulamayacak Bir İnsan Olduğunu Görüyoruz.

ADMİN: Vermiş olduğunuz bu değerli bilgiler için size başta ağılbaşı gençleri, sonrada tüm ağılbaşılılar adına çok teşekkür ederim.

A. YAZAR HALİL YAZGAN: Böyle güzel bir sohbet için ayrıca ağılbaşı ile ilgi ve alakanızdan dolayı bende size teşekkür ederim.
Ayrıca sitenizde başarılarınızın devamını dilerim...